Hukuk yönünden boşanma evlilik sözleşmesinin son bulmasıdır. Fakat ruhsal açıdan, ailenin bölünmesine ya da tümden dağılmasına yol açan ve bütün aile üyelerini sarsan karmaşık bir olaydır.

Boşanmaların büyük kısmının evliliğin ilk yıllarında olduğu göz önüne alınırsa aile birliğinin bozulmasından en çok zarar görenlerin küçük çocuklar olduğu ortadadır. Gerçek olarak kişiliğin geliştiği bu senelerde  çocuk için en önemli şey analı babalı bir yuvada sevilerek güven duyularak yetişmektir. Ne yazıkki çağımızda boşnama oranı gittikçe yükseliyor tüm karı kocalarda bir yastıkta kocamıyorlar. Kimi batı ülkelerinde her 4 evlilikten biri boşanma ile sona ermektedir. İkinci evlilikler ise yarıya yakın oranda başarısız olmaktadır. Ülkemizde de boşanma sayısıda gün günden artma olduğu bir gerçek. Yurttaşlık yasasında (medeni kanun) boşanma nedenlerini şu başlıklar altında toplanıyor.

1.Eşlerden birinin evlilik dışı meydana gelen cinsel ilişkisi ve aldatması

2.Eşlerden birinin diğerini terk etmesi

3.Eşlerden birinin onur kırıcı suçlardan hüküm giymesi onursuz bir yaşam sürmesi

4.Eşlerden birinin diğeri üzerinde cana kıyma girişimleri ve çok kötü davranması

5.Aşırı geçimsizlik ve uyumsuzluk

6.Eşlerden birinin ağır ruhsal hastalığı

Aşırı geçimsizlik boşanma nedeni olarak en sık karşılaşılandır. Eşlerden birinin ya da her ikisinin mutsuzluğu pahasına sürdürülen evliliklerde hiç az değildir.

Her evililikte dile getirilen ya da açıklanmayan beklentiler ruhsal gereksinimler vardır. Bu bekleyişler gerçek dışında ise ya da eşlerden biri bu beklentileri karşılamakta yetersiz kalırsa hayal kırıklıkları meydana gelir. Süreklilik gösteren boşa çıkmış beklentiler ve başarısız kalan yaklaşma çabaları duygusal bağı sarsar. Evlilik, duygusal alışverişin dengeli olarak sürdürüldüğü bir ortam yaşam olmaktan çıkar.

Boşanma kesinleştikten sonra kimi zaman kimi zaman duygusal bağ birden kopmaz. Çiftlerden hiç değilse birinde tekrar bir araya gelme umudu bir zaman sürer gider. Çocuklar nedeniyle soğukda olsa ilişkinin sürdürülmesi gerekmektedir. Girilen bu yeni dönemde henüz yatışmayan kırgınlık ve kızgınlık çocuklar aracılığı ile bir eşten diğerine tanışır durur.

Boşanma da çocuğun tepkileri

Böyle bir ortamda çocuğun yaşadığı ruhsal durum nedir..? Boşanma çocukların kolay kavrayıp benimseyecekleri bir durum değildir. Hele okul öncesi yaşlarda hiç anlaşılmazdır. Çocuklara boşanmanın bir sözleşmenin sona ermesi demek olduğu bir türlü anlatılamaz. Boşanma öncesindeki dönem anne ve babaların çocukalrın gereksinimlerine kör ve sağır oldukları bir dönemdir. Çocuğun aklı karışmıştır ve tegirgindir. Kimsenin kendisini sevmediği , düşünmediği duygusuna kapılmıştır. Ortalıkta kalmamak için anne ya da babasından vazgeçmek zorunda olduğunu sanmaktadır. Anlam veremediği bu gerginlik ve çalışma ortamında kimse olup bitenleri ona açıklamamıştır. Hele yaramazlıkları da sert tepkilerle karşılanınca büsbütün bocalar. Bu durumda kendini kavgaların baş nedeni olarak görür. Kendisi için vazgeçilmez iki sevgili varlığın anne ve babanın onu sevmedikleri için ayrılmaya kalktıklarını düşünmeye başlar.

Karı kocanın ayrılık  öncesinde çocuklar nedeniyle sık sık tartışmaları da çocuktaki bu duyguyu pekiştirir. Çocuk kötü, yaramaz, söz dinlemez olduğu için sevgilerini yitirdiğini yakında tamamen yanlız kalacağını düşünür. Boşanmanın kesinleşmesi  korktuğunun başına geldiği duygusunu pekiştirir. Baba ortalıkta bir görünen bir kaybolan biri olmuştur. Anne bildiği annesi değildir. Bir yandan çok sever gibi davranmakta öte yandan babaya göndermekle korkutmaktadır. İçinde bulunulan bu karmaşık duygular içinde çocuk yine de birine sığınmak ister. Anne çocuğu itse de dövse de ona sokulacaktır. Annesinin ilgisini çekebilmek için çeşitli yollar denemeye başlar. Yaramazlıktan aslı olmayan beden yakınmalarına karşı bir çok deneyimde bulunur. Saçma isteklerle annesinin sevgisini ölçmeye çalışır. Başaramadığı taktirde "beni sevseydin alırdın" , "sen almazsan babam alır" gibi cümleler kurmaya başlar.Anne veya baba bu oyuna gelirlerse çocuk onları birbirine karşı kullanma yöntemini uzun süre bırakmaz.

Özellikle küçük çocuklar babasını tamamen kaybettiğini düşünür. "Ben şimdi kime baba diyeceğim?", "Ben babasız ne yapacağım?" gibi sorular sormaya başlar. Kimi çocuklar da bırakılma korkusu o kadar şiddetli yaşanır ki annesini gözünün önünden hiç ayırmak istemez.

Çocuk karmakarışık duygular içine girmiştir.Ve  anne babasına ve kendisine beslediği öfkeyi nazını geçirdiği kişiye genellikle anneye  boşaltmayı tercih eder.

Her boşanma sonrası çocukların etkilendikleri bilinmektedir. Bunu en aza indirebilmek için eşlere bunları bildirmekte yarar var.

1. Çocuğa boşanmanın ne demek olduğunu açık ve yalın bir dille çocuğunuza anlatın. Bunu eşinizi kötülemedne ve suçlamadan yapın. Anlaşamadığınızı bir arada mutlu olamadığınızı çabaladığınız halde anlaşmazlıkları gideremediğinizi belirtin. Yeniden barışma umudu vermeyin sen istersen barışırız tarzı cümlelerdne kaçının kesin ve net konuşmaya özen gösterin.

2. Boşanmanın onu bir süre mutsuz edeceğini bildiğinizi söyleyin.Boşanmada bir suçu olmadığını onunla ilgisi bulunmadığını belirtin Anne baba olarak onu eskisi gibi seveceğinizi  boşanma yüzünden anne veya babasını kaybetmeyeceğini bildirin.

3. Çocuğu eşinizle olan çatışmanızın dışında tutmaya çalışın.

4.Eski eşinizden öc almak için çocuğunuzu ondan yoksun bırakmayın. Bu durumda en çok cezalanan eşiniz değil çocuğunuzdur.

5.Eski eşinizin olduğundan iyi olduğunu göstermeye çalışmayın.