Yeni doğan bebeğinizi izlediyseniz fark etmişsinizdir: Avucunu okşadığınızda parmaklarıyla elinizi kavrar; yanağınızı yüzünüze yasladığınızda emme pozisyonu alır.

Göz kapaklarına dokunulduğunda ise, gözlerini yumar. Ya da ayaklarını okşadığınızda parmaklarını... Belinden kavrayıp ayaklarını yere bastırdığınızda ise, ayakları yürürmüşçesine havada daireler çizer. İzlemesi keyif veren bu hareketler, bebeğinize özgü reflekslerdir. Bu refleksler, bebeğinizin kendisini korumaya yönelik içgüdüsel davranışlarıdır. Yeni doğan döneminde merkezi sinir sisteminin olgunlaşmamış olması sonucu ortaya çıkan bu ilkel refleksler, daha hamileyken başlar ve doğum sonrası belirli bir süre geçtikten sonra kaybolurlar. Yerini ise, çok daha karmaşık motor beceriler ve istemli hareketler alır.

Yeni doğan bebekler ne kadar da savunmasız görünürler değil mi? Ama bakmayın siz öyle durduklarına. Onların da kendilerine özgü refleksleri vardır ve varlıklarını sürdürmeye yöneliktir. Bu refleksler, dış dünyaya, deyim yerindeyse “kendimi koruyabilirim” mesajı verir. Sıçrama, emme- aranma, yakalama, basma- yürüme ve tonik boyun refleksleri yeni doğanda olması gereken refleksler arasında yer alır.

Sıçrama (moro) refleksi

Bebeğiniz sırt üstü yatarken başını hafif kaldırıp arkaya doğru bırakırsanız, ani bir refleksle sıçradığını göreceksiniz. (kollarını açıp kapama) Bu refleksi, bebeğinizin ellerini tutup vücudunu biraz havaya kaldırdıktan sonra kollarını bırakınca da görebilirsiniz. Bebekler, ani sesler duyduklarında ve uyurken de bu hareketi yapabilirler.

Sıçrama refleksi, hamileliğin 28. haftasında belirmeye başlar ve 32. haftasında yeni doğan gibi tepki verir. Hamileliğin ilk 4 ayında normal kabul edilen bu refleks, bebeğin sinir ve kas sisteminin gelişmesine bağlı olarak en geç 6 ayda kaybolur.

Refleks, dışarıdan herhangi bir uyaran olmadan kendi kendine ortaya çıkıyorsa ağır bir beyin lezyonundan şüphelenmek gerekir. Aksi halde, yani uyarana rağmen bebeğiniz tepki vermiyorsa, bu durumda santral sinir sisteminin hasar görmüş olması veya ağır bir hastalık tarafından baskılanma olasılığı akla gelmelidir. Refleks tek taraflı ise, tepki vermeyen tarafta kol siniri felci, köprücük kemiği kırıklarını düşündürür. Bu durum uzun sürerse, beyin hasarına işaret edebilir.

Emme refleksi

Bu refleks, beslenme içgüdüsünden doğar ve bebeğin memeyi bulmasını sağlar. Bebeğinizin yanaklarına ya da dudak kenarlarına dokunduğunuzda yüzünü o yöne çevirir ve emme pozisyonu alır. Anne karnındaki bebekler bile bazen parmaklarını emerken görülebilir.

Emme refleksi doğum sonrası, bebek uyanıkken 3-4. aya, uykuda iken 7. aya kadar sürebilir. Bu refleksin olmaması, beyin sapının doğumsal bozuklarını, oksijensizliği, travma veya sinir sistemini de içine alabilen ağır enfeksiyon hallerini düşündürmelidir. Uzun süre devam etmesi ise, ağır beyin hasarını gösterebilir.

Yakalama refleksi

Eğer bebeğinizin avucuna ya da ayak tabanına bir obje uzatırsanız, parmakları içe doğru kıvrılacak ve onu sıkıca kavrayacaktır. Yakalama becerisi, hamileliğin 28. haftasında başlar. 36. haftadan daha büyük bebekler, ona dokunan kişinin elini sıkıca kavrayarak gövdesini yukarı doğru kaldırabilir.

Bebek iki aylıkken istemli yakalama başlayacağından bu refleks ortadan kalkar. Ancak ayaktaki refleks, 10. aya kadar sürebilir. Yine bu refleksin görülmemesi durumunda beyin zedelenmesinden ya da sinirlerde bozukluktan şüphelenilebilir.

Tonik boyun refleksi

Yatan bebeğin başını aniden bir tarafa çevirdiğinizde, o tarafta kol ve bacakta dışa açılma- gerilme, karşı tarafta çekilme görülmesidir. Doğumdan 3-4 hafta sonra daha belirgin olur. Bu pozisyonun uzun sürmesi, bu refleksin tek taraftan alınması ve 6. aydan sonra gözlenmesi olağan değildir.

Basma ve yürüme refleksi

Bebek, koltuk altlarından tutularak, yere bastırılırsa adım atarmış gibi yapabilir. Zamanında doğan bebeklerin tabanlarını bastıkları görülürken, erken doğanlar ayak uçlarında yürürler. Bu refleks, 6-7 aya kadar sürer. Hareketlerin uzun sürmesi veya tekrarlaması durumunda sinir sisteminde bir rahatsızlık akla gelmelidir.