Yaşamımız boyunca hayatın bir parçası olan hayvanlar çocuk gelişimi içinde büyük katkıya sahipler.

Doğru iletişim kurulabildiği taktirde, empati kurma yeteneğinden tutunda ahlaki değerlerin gelişimlerine kadar bir çok olumlu sonuç alabilmek mümkün. Çocuk gelişimi açısından oldukça öneme sahip hayvan sevgisi, duygusal erişkinliğe gelmiş çocukların toplum içerisinde uyumlu ve sosyal birer birey olarak yetişebilmelerinde de önem taşır.

Uzmanlar bu olumlu etkilerin ortaya çıkabilmesinde; hayvanların bir eşya gibi alınıp-satılabilen bir nesne olmadıklarının farkında olmakla ve ebevenylerin doğru tavırları ile ancak doğru sonuçlar alınacağını vurguluyor. Çocuk çevresinde gördüklerini hayatın kalan kısmında da sürdürdüğü için ebeveynlerin doğru örnek olabilmeleri her konuda olduğu gibi bundada çok önemlidir.

Çocuklar Evcil Hayvanları Oyuncakları Gibi Görüyorlar

Çocuğun, herhangi bir oyuncağa sahip olmak istemesi gibi evcil hayvan talebinde bulunması sonucu ebeveynlerinde düşünüp gerekli ortamı oluşturmadan kabul etmeleri uzmanlar tarafından çok büyük bir hata olarak görülmektedir. Çocuğun, hayvanla kurduğu bağın toplumsal ve duygusal gelişim üzerinde olumlu etkileri mevcuttur. Ancak hayvanların nesneleştirildiği bir ilişki şekli ters sonuçlar verir. Hayvan çocuğun zihninde sıkıldığı zaman atabileceği veya yenisini alabileceği bir nesne olarak yer alır.

Oysa ki sağlıklı bir çocuk-hayvan ilişkisi öncelikle hayvanın, kendisi gibi olmayan ancak yine de bir başka canlı varlık olduğunu ve onun sorumluluğunun onda olduğunu kavrayabilmesi önemlidir.

Ahlaki Gelişim Üzerinde ki Etkiler

Çocuğun ahlaki gelişiminde büyük rol oynayan ve çocuğun benmerkezci olmasının önüne geçen hayvan sevgisi çocukların alması gereken sorumluluğu da fazlasıyla aşılıyor.

Hayvan sahibi olmak onu beslemek, sevmek, zarar vermemek, zarar gelecek durumlarda korumak, iyiliğini düşünmek,  bakımını üstlenmek çocuğun yanlızca hayvanlara karşı olumlu duygular beslemekle kalmıyor ve başkalarının var oluşunun da kendi gibi öneme sahip olduğunu öğretiyor.

Çocuk, bu durumu yaşadığında maddi ve manevi anlamda verici olabilmeyi, sürekli ihtiyaçlarını çevreden istemek yerine kendi birşeyler başarabilmeyi ve sürekli alıcı olmamayı da kavrıyor.

Çocuk, sevgisini ve ilgisini verdiği sürece beslemekte olduğu hayvanın özellikle köpekler gibi sadakat duygusuna sahip canlıların, kendisinin verdiğinden kat-kat karşılık aldığını görünce sevginin erdemini daha iyi anlayıp sevmenin karşılıklı bir ilişki olduğunu öğreniyor.

Hayvan Sevgisi Çocuklara Paylaşmayı Öğretiyor

Hayvanlar ile kurulan bağ çocuğun arkadaşlık duygusunun gelişmesi için katkı sağlıyor. Bu ilişki ile çocuk daha da hoşgörülü, paylaşımcı, daha verici, daha anlayışlı ve farklılıklara açık bir kişiliğe sahip oluyor.

Hayvan sevgisinin çocukların çevrelerine karşı ayrımcılık- şiddet gibi eğilimlerin önlenmesinde  büyük katkıya sahip. Genel oranda çocuklar kendilerinden farklı olan diğer çocuklara karşı mesela; bedensel veya zihinsel engelli, farklı dil konuşan veya farklı dinlerden, değişik ten rengine sahip olan kişilerle aynı ortama girdiğinde daha da hoşgörülü olduğu, saygı duyduğu yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır.