Çocukların gelişim döneminde karşılaşılan uyumsuzluk problemi hakkında merak edilenler.

Uyumsuzluk Belirtileri

Gelişim dönemlerini tartışırken, çocuğun sorun olabilecek pek çok ruhsal belirti gösterdiğine değinmiştik. Kişilik, en uygun ortamda bile, birçok sorunlar çözülüp, engeller aşılarak geliştirilir. Çocuk bir yandan, yeni yetenekler, yeni beceriler kazanarak çevresine daha iyi uyum sağlamakta diğer yandan gelişmenin gereği olarak yeni sorunlarla karşılaşılmaktadır. Kişilik, sürekli bir uyum çabası sonucu oluşmakta, biçim almaktadır. Çözümlendiği her sorun, aştığı her yeni engel, çocuğun ruhsal gücünü arttırmaktadır. Başka bir deyişle, çocuk olgun olgunlaşmakta,kendi kanatları ile uçmayı öğrenmektedir. Anne babanın koruyuculuğuna daha az gereksinim duyarak ama onların desteğine güvenerek bağımsız davranışa yönelmektedir.

Gelişme basamaklarında çocukların karşılaştığı sorunlar çok çeşitlidir. Bunların birçoğu, o döneme özgü olan, anne-babanın desteği ile halledilebilecek sorunlardır. Ancak, çocuk bu desteği bulamaz ya da anne-baba tutumu yanlış olursa,olağan sorunlar büyür. Örneğin; 2-3 yaşlarında halledilmesi gereken tuvalet eğitimi başarılamaz, kendi başına yeme alışkanlığı verilemezse, bu sorunlar sonraki dönemlere aktarılır ve yeni dönem sorunlarıyla katlanarak büyür. Oyun çağında oyuna doymamış ya da arkadaşlık ilişkisi  kuramamış bir çocuk, okul çağında, toplu oyunlara giremez ve yaşıtları ile yarışamaz. Bu sebeple olgunluk seviyesi yaşıtlarına göre geri kalır. Onlarla kaynaşarak çağını yaşamak yerine, bir önceki dönemin sorunlarıyla başa çıkmaya çalışır.

Çocuklarda ruhsal sorunlar dış etkenlerden de kaynaklı olabilir. Aileyi tümden sarsan, aile birliğini ve düzenini bozan baskı ve zorlayıcı nedenler de gelişimi yolundan saptırır. Böylece çocuğun kendi yapısından gelen yatkınlıklar, anne-baba tutumları ve ev yaşantıları dış etkenlerle birlikte, kalıcı ruhsal bozukluklar yaratabilir. Yerine göre bu etkenlerden birisi ağırlık kazanır ve çoğunlukla görüldüğü gibi, hepsi birlikte çocuğun ruhsal dengesini geçici veya kalıcı olarak bozar.

Bu konu hakkında bir örnek verirsek, Kaçırılan, araba kazası geçiren veya cinsel saldırıya uğrayan bir çocuk, çeşitli korkular ve bunalımlar geliştirir. Bazı ruhsal belirtiler gözlenmeye başlar. Böyle bir durumda anne-babanın hiç suçu yoktur. Anne - baba suçu kendilerinde arasalar bile sorumlu  ve suçlu olan dış etkenlerdir. Ancak kimsenin elinde olmayan bu çeşit dış örselenmelerde bile ailenin sonraki tutumu önem kazanır.

İkinci çeşit sorunlar, öncelikle çocuğun yapısı veya geçirdiği hastalıklarla alakalıdır. Örneğin; Beyin incinmesi ile doğan, sakatlığı veya kanar gibi devamlı süren hastalığı olan çocuklar uyumsuzluk belirtileri gösterirler. Bunlardan da anne-babayı sorumlu tutamayız. Ancak anne-babanın tutumu sorunu düzeltici yönde de çocuğun uyumsuzluğunu büsbütün artırıcı yönde de olabilir.

Üçüncü küme uyumsuzluklar ki, uyum bozukluklarının büyük çoğunluğunu oluşturur, aile içi etkileşim,yaşantılar veya yanlış yetiştirme sonucu ortaya çıkarlar.

Bu sayılan nedenlerden ötürü, çocuğun uyum bozukluklarında, aile yaşamının olumsuz etkilerinden başka pek çok etkeni değerlendirmek ve paylarını belirlemek gerekir. Ruhsal belirtiler, tek başlarına çocuğun uyumsuz ve dengesiz olduğunu kanıtlamazlar. Bir belirtiyi değerlendirirken şu etkenleri göz önünde tutmak da fayda vardır.

* Çocuğun gelişim dönemi: Belirti, belli bir gelişim dönemine gelindiğinde Sıklıkla gözlemlenen geçici durumlar olabilir.

Örneğin: 4-5 Yaşına kadar çocukların gece tuvaletlerini yataklarına yapmaları olağandır. Okul çağında bile ara sıra yatağa işeme sorun sayılmaz. Bunun gibi 3-4 yaşlarında beliren korkular, 2-3 yaşlarında ortaya çıkan uyku bozuklukları , ara sıra korkulu düş görme, kısa süren konuşma düzensizlikleri, tek başlarına kaygı verici belirtiler sayılmazlar.

* Belirtinin sıklığı ve gücü de bir başka ölçüt olarak kullanılabilir. Vardan yoktan ürken herşeyden korkan çocuk yaşı küçük olsa da ruhsal sorunlu bir çocuk sayılabilir. Okul çağında her gece yatağını ıslatması bir sorun olarak ele alınabilir. Bir çocuk, temiz, titiz ve düzenli olabilir. Ancak bu çocuk mikrop korkusuyla bir yere dokundukça sürekli elini yıkıyor, üzeri tozlanınca rahatsızlık hissedip giysi değiştiriyorsa titizliği sorun boyutlarına ulaşmış demektir.

Ara sıra söz dinlememek, yaramazlık yapmak, çocuklukta olağan davranışlardır. Her söylenenin tersini yapan, yaramazlıkları okulda ve çevrede sürüp giden bir çocuk ruhsal bakımdan incelenmelidir. Pek çok çocuk evde huysuzluk, hırçınlık yapar, kardeşleriyle çekişmeler yaşayabilir, sürekli didişme modundadır. Ancak bu çocukların çoğu çevrede daha uyumlu davranışlar gösterir.

Uyumsuzluk Çeşitleri

Zeka geriliklerini ve öğrenme bozukluklarını katmazsak, çocuktaki ruhsal sorunları 4 ana kümede toplayabiliriz.

a) Davranış Bozuklukları;

Sürekli hırçınlık, sinirlilik, kavgacılık, geçimsizlik, okuldan kaçma, kuralları çiğneme, sürekli baş kaldırma gibi belirtiler bu başlık altında toplanır. Davranış bozuklukları, çocuğun ruhsal ve bedensel nedenlere bağlı olarak, iç çatışmalarını davranışına aktarması sonucu ortaya çıkabilir. Başka bir deyişle, bu çocukların çevreleriyle ilişkileri sürekli olarak gergin ve sürtüşmelidir.

b) Duygusal Bozuklukları;

Bu başlık altında yer alan sorunlar, çocuğun çevresinden çok kendisini tedirgin eden ruhsal belirtilerdir. Korkular, saplantılı düşünceler, kuruntular, uyku bozuklukları, seyirceler, kekemelik ve benzer sorunlardır. Bu belirtileri göstermekte olan çocuklar çevreleriyle ilişkileri çok bozuk olmayan, güvensiz, gergin ve çekingen çocuklardır. Kendi iç sorunlarını dışa yansıtmaktan çok kendilerini yönelten kaygılı çocuklardır.

c) Alışkanlık Bozuklukları;

Parmak emme, gece yatağı ıslatma, masturbasyon, dışkı kaçırma gibi alışkanlıkların düzensizliğiyle ilgili belirtiler bu başlık altında toplanır.

d) Ağır Ruhsal Bozukluklar;

İçe kapanıklık veya (psikoz) çıldırı denilen ve çocuğun uyumunu her alanda ve sürekli olarak bozan ruhsal hastalıklar bu başlıkta yer alır.