3 ile 4 yaş arasında olan çocukların oyun ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayacak olan yerler hiç şüphesiz anaokulları yani çocuk yuvalarıdır.

Günümüzde annelerin çalışıyor olması, kent yaşantısında ki sıkışıklık buna bağlı oyun parklarının az olması sebebiyle yuvaya verilen önem arttırılmıştır. Ancak yuvalara kimi ailelerin yanlış bir yaklaşımı da vardır. Bu yaklaşım gün içerisinde çocuğu baştan savmak için yuvalara yollamaktır. Böyle yanlış bir düşünce tümden yok edilmelidir.

Anaokullarına çocuklarını gönderen ailelerin bir çoğu çocuklarının hergün yeni birşeyler öğrenmesini isterler. Ancak çocuklar anaokullarında hergün farklı bilgiler edinmeyebilirler. Unutulmaması gerekir ki yuvalarda ki asıl amaç çocukların öğrenme konusunda ilgili olmalarına yardımcı olabilmektir. Yuvalarda çocuğa bilgi vermekten çok içerisinde bulunan yetenekleri ortaya çıkarabilmesi için destek verilir.

Kimi anasınıfı öğretmenleri çocuğun yaptığı resimde eve, buluta, insana vb. nesnelerin rengine, şekline karışır. Sergilenen bu tutum çocuğun yaratıcılığını kısıtlar, hayal gücüyle ters düşmesine sebep olur ve çok yanlıştır.

İyi bir yuvanın en önemli özelliği çocuğa imkanları bol olan bir oyun alanının bulunmasıdır. Çocuk yuva da ev içerisinde bulamadığı bir çok oyuncağı bulabilir. Tek başına oynayacağı gibi birde arkadaşlarıyla ikili, üçlü oyunlar içinde yer alır. Akranlarıyla iletişimi gelişir. İşbirliği yapabilme alışkanlığını kazanır. Paylaşma esnasında kendi haklarını korurken arkadaşlarının da hakkını gözetmeyi öğrenmiş olur. Kısacası kendi bencilliğinden sıyrılır. Anne ve babasından ayrı olmaya alışır. Çocuk toplumsal nitelikleri ailesinden uzak kaldığında kazanır. Kendi yemeğini yeme, giyinme, tuvalet gibi ihtiyaçlarını kendi başına giderebilme alışkanlığını edinir. Bu sayede bağımsızlığına adım atar.

Çocuk evinde rahatlık içerisinde özgür davranabilir ancak yuva da uyması gereken bazı kurallar vardır. Bu kurallar çerçevesinde kısıtlı özgürlüğe sahiptir.

Yuvaların özgür ve uyarıcı ortamı sayesinde çocukların zihin gelişimleri de hızlanır. Dil dağarcıkları gelişir. Başarısızlık ile karşılaşma korkusu olmadığından çocuk yeteneklerini rahatlıkla sergileyebilir ve zenginleştirir.

Ne mutlu ki şuan çocuk yuvalarımız mevcut, önceleri köyler de olan çocuklar yuva eksikliği nedeniyle yuvalarda ki uyarılma duygusundan mahrum kalmaktaydılar. İlkokul çağına geldiklerinde kentte ki çocuklardan hiç bir eksiklikleri olmamasına rağmen yuva da kendilerini keşfedemedikleri için 1-2 yıl geri kalabiliyorlardı. Anaokullarının ilköğretimin temelini sağladığı araştırmalarda da kanıtlanmıştır.

Yuvalara giden çocukların sıkılganlık alışkanlıklarından kurtuldukları ve güven kazandıkları gözlenmiştir. Yuvalar dizginlenmesi zor olan veya aksine anne kuzusu olan çocukların bu davranışlardan sıyrılıp ortak bir nokta da buluşmasını sağlar. Yuva sayesinde çocuklar daha az bencil olurlar ve daha çok toplumsal davranış kazanırlar.

Her bölümde olduğu gibi yuvalar da öğretmen çok önemlidir. İyi bir öğretmen öğrencilerinin her türlü gereksinimlerini ve özelliklerini bilmelidir. Öğrencilerine birebir yaklaşır ve destekler. Aşırı saldırgan veya içine kapanık olan çocuklarla özel olarak ilgilenir. Çocuklar hakkında anne babaları ile sürekli irtibat halinde olmalıdır. Gerekli durumlarda çocuğun destek alması için ruh sağlığı klinikleri hakkında aileyi bilgilendirir. Ruh hekimleriyle iletişim kurar.

Yuvaya başlama yaşları en uygun olarak 3 buçuk - 4 yaştır. Çocuk oyun dönemine girdiği zaman yuvaya gitme zamanı gelmiş demektir. Üç yaşını doldurmayan bir çocuğun evden ayrılması da, yaşıtları ile iletişim kurması da zordur. Bu göz önünde bulundurularak mecbur kalınmadıkça çocuklar yuvaya verilmemelidir.

Anne çalışıyorsa çocuk üç yaşını dolduruncaya kadar evde anneanne ,babaanne, akraba veya bakıcı ile durması daha uygundur.

Not: Özellikle yeterli öğretmen bulunmayan yuvalarda 3 yaşından önce bırakılan çocukların bazı ruhsal sorunlar yaşama olasılığı yüksektir.